



























Cihangir’in dar sokaklarını ince bir yağmur örtüyordu. Şehrin gürültüsü, eski taş binaların arasında yankılanırken genç fotoğrafçı Deniz, yeni sergisi için ilham arıyordu. O gün çektiği yüzlerce kare arasında onu heyecanlandıran hiçbir şey bulamamıştı.
Bir kafede dinlenmek için oturduğunda masanın üzerinde unutulmuş eski bir not defteri dikkatini çekti. Defterin ilk sayfasında yalnızca tek bir ifade yazıyordu: Cihangir Escort. Deniz bunun bir isim mi, bir proje mi yoksa yarım kalmış bir hikâye mi olduğunu anlayamadı.
Merakı ağır bastı ve defteri incelemeye başladı. Sayfalar ilerledikçe yıllar önce yazılmış şiirler, yarım bırakılmış mektuplar ve İstanbul’un farklı semtlerine ait çizimler ortaya çıktı. Her satırın arkasında gizemli bir insanın izleri vardı. Deniz, ilk kez uzun zamandır hissetmediği bir heyecan duyuyordu.
Ertesi gün defterin sahibini bulmak için araştırmaya başladı. Eski tarihler, solmuş isimler ve unutulmuş adresler onu Cihangir’in geçmişine doğru sürüklüyordu. Her durakta yeni bir hikâye öğreniyor, her hikâyede biraz daha etkileniyordu.
Araştırması sırasında bir sahaf dükkânında çalışan Elif ile tanıştı. Elif, defterdeki çizimleri görür görmez onları tanıdığını söyledi. Yıllar önce aynı çizimlerin sergilendiği küçük bir sanat etkinliğine katılmıştı.
İkili birlikte iz sürmeye başladı. Günler geçtikçe aralarındaki arkadaşlık sıcak bir bağa dönüştü. Sokaklarda yürürken, eski binaların hikâyelerini dinlerken ve kayıp sanatçının izlerini takip ederken Deniz artık yalnızca defterin sahibini değil, kalbinin sesini de keşfediyordu.
Bir akşam gün batımını izlerlerken Elif gülümseyerek defterin ilk sayfasındaki ifadeyi gösterdi.
“Belki de Cihangir Escort bir insan değil,” dedi. “Belki sadece bir yol gösterici.”
Deniz bu sözleri duyduğunda uzun zamandır aradığı cevabın aslında önünde durduğunu hissetti.
Araştırmaları haftalar sonra sonuç verdi. Defterin sahibi yıllar önce İstanbul’u terk etmiş yaşlı bir ressamdı. Ancak geride bıraktığı eserler ve notlar hâlâ insanların hayatlarına dokunmaya devam ediyordu.
Deniz ve Elif, ressamın son isteğini yerine getirerek çizimlerini küçük bir sergide topladılar. Açılış günü beklediklerinden çok daha fazla ziyaretçi geldi. İnsanlar yalnızca resimlere değil, onların anlattığı duygulara da hayran kalmıştı.
Serginin sonunda Deniz kalabalığın arasından Elif’e baktı. Bu yolculuğun en değerli keşfinin kayıp ressam olmadığını biliyordu. Asıl keşif, birlikte geçirilen zamanın oluşturduğu bağdı.
Elif de aynı duyguları taşıyordu. Sergi salonunun penceresinden görünen ışıklı İstanbul manzarasına bakarken sessizce elini Deniz’in eline bıraktı.
O an Deniz, ilk kez gerçekten doğru yerde olduğunu hissetti. Yağmurun altında başlayan gizem, sıcak bir aşk hikâyesine dönüşmüştü. Defterin kapağında yazan Cihangir Escort ifadesi ise artık onlar için bir sırdan çok daha fazlasını temsil ediyordu; iki insanı bir araya getiren unutulmaz bir başlangıcı.